LİMİTED ŞİRKETİN HAKLI SEBEPLE FESHİ DAVASI (TTK 636/3): ŞARTLARI, ORTAKLIKTAN ÇIKARMA, AYRILMA AKÇESİ VE HUKUKİ REHBER

LİMİTED ŞİRKETİN HAKLI SEBEPLE FESHİ DAVASI (TTK 636/3): ŞARTLARI, ORTAKLIKTAN ÇIKARMA, AYRILMA AKÇESİ VE HUKUKİ REHBER
Bu makale Proaktif Hukuk Bürosu tarafından hukuki denetimden geçirilerek onaylanmıştır.

LİMİTED ŞİRKETİN HAKLI SEBEPLE FESHİ DAVASI (TTK 636/3): ŞARTLARI, ORTAKLIKTAN ÇIKARMA, AYRILMA AKÇESİ VE HUKUKİ REHBER

Türk ticaret hukuku doktrininde ve ticari hayatın merkezinde yer alan limited şirketler, şahıs unsuru ağır basan sermaye şirketleri olarak kurgulanmıştır. Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, yönetimsel kilitlenmeler veya azınlık haklarının sistematik olarak ihlal edilmesi, şirketin mevcudiyetini sürdürmesini imkansız hale getirebilir. Türk Ticaret Kanunu (TTK), bu tür sürdürülemez durumların varlığı halinde, şirket ortaklarına radikal bir hukuki çare olarak limited şirketin haklı sebeple feshini talep etme hakkı tanımıştır.

Uygulamada müvekkillerin en çok sorduğu soruların başında, şirketin feshinin gerçekten son çare olup olmadığı gelmektedir. Bu makalede, limited şirketlerde haklı sebeple fesih müessesesi, TTK m. 636/3 çerçevesinde, usuli stratejiler, maddi hukuk kuralları, haklı sebep teşkil eden somut olgular ve güncel yargısal içtihatlar ışığında en ince ayrıntısına kadar incelenmiştir.

1. TÜRK TİCARET KANUNU MADDE 636/3 ÇERÇEVESİNDE HAKLI SEBEP KAVRAMI

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 636. maddesinin 3. fıkrası, limited şirketlerin sona erme nedenlerinden biri olarak "haklı sebeplerin varlığı halinde fesih" mekanizmasını düzenlemiştir. İlgili madde hükmüne göre: "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak şirketin feshini mahkemeden isteyebilir." Kanun koyucu, "haklı sebep" kavramının tanımını bilinçli olarak yapmamış, bu kavramın içini doldurmayı doktrine ve yargısal uygulamalara bırakmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla haklı sebep; ortaklık ilişkisinin devamını, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve objektif iyi niyet esasları çerçevesinde ortaklardan en az biri için çekilmez hale getiren, şirketin amacına ulaşmasını imkansız kılan veya ciddi şekilde güçleştiren her türlü somut olgudur. Şirket sözleşmesinde hangi durumların haklı sebep teşkil edeceği önceden kararlaştırılabileceği gibi, sözleşmede hüküm bulunmasa dahi davanın açıldığı tarihteki mevcut şartlar hakim tarafından haklı sebep yönünden takdir edilir.

2. DAVA HAKKINA SAHİP OLANLAR VE AKTİF HUSUMET EHLİYETİ

Haklı sebeple fesih davasında aktif husumet ehliyeti, şirketteki pay oranından bağımsız olarak her bir ortağa tanınmıştır. Kanun koyucu, anonim şirketlerdeki fesih davasının aksine (TTK m. 531), limited şirketlerde bu hakkı kullanabilmek için muayyen bir azınlık payına (%10 veya halka açık şirketlerde %20) sahip olma şartı aramamıştır.

Dolayısıyla, şirkette yalnızca tek bir paya veya %1 oranında sermayeye sahip olan bir ortak dahi, haklı sebeplerin varlığını ispat etmek kaydıyla bu davayı ikame edebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, davacının dava tarihinde ve yargılama süresince "ortak" sıfatını muhafaza etmesi gerekliliğidir. Payını tamamen devreden veya şirketten usulüne uygun olarak çıkarılan kişinin aktif dava ehliyeti ortadan kalkar.

3. DAVALI TARAF VE PASİF HUSUMET EHLİYETİ

Duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız hataların başında, haklı sebeple fesih davasının doğrudan usulsüzlük yapan diğer ortaklara karşı açılması gelmektedir. Haklı sebeple fesih davası, ortaklara karşı değil, doğrudan şirket tüzel kişiliğine karşı açılmalıdır. Davada pasif husumet ehliyeti münhasıran şirket tüzel kişiliğindedir.

Diğer ortakların şahsi kusurları veya hukuka aykırı eylemleri davanın sebebini (vıa causae) oluştursa da, hüküm şirketin hukuki varlığına son vereceği için dava dilekçesinde davalı olarak şirketin ticaret unvanı gösterilmelidir. Diğer ortakların davaya dahil edilmesi veya davanın sadece ortaklara yöneltilmesi durumunda, mahkeme husumet yokluğundan davayı reddedecektir.

Hatalı Husumet

Doğru Husumet

Davanın sadece kusurlu ortağa yöneltilmesi (Reddedilir)

Davanın doğrudan Şirket Tüzel Kişiliğine yöneltilmesi (Kabul Edilir)

4. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Limited şirketlerde haklı sebeple fesih davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bulunmadığı yerlerde ise dava, bu sıfatla bakılmak üzere Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır.

Yetkili mahkeme ise kesin yetki kuralı uyarınca, şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Şirket merkezinin başka bir yere taşınması durumunda, davanın açıldığı tarihteki sicil kayıtları esas alınır. Kamu düzenine ilişkin olan bu yetki kuralı, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir; tarafların yetki sözleşmesi ile başka bir mahkemeyi yetkilendirmesi hukuken geçersizdir.

5. YÖNETİMSEL KİLİTLENME VE ŞİRKET İÇİ KİLİTLENME (DEADLOCK) STATÜSÜ

Özellikle iki ortaklı ve payların %50 - 50% oranında dağıldığı limited şirketlerde, ortakların fikir ayrılığına düşmesi neticesinde genel kurulun toplanamaması, karar alınamaması veya müdür atanamaması durumuna "şirket içi kilitlenme" (deadlock) adı verilir. Şirketin organlarından yoksun kalması veya karar alma mekanizmasının tamamen felç olması, doktrinde ve Yargıtay uygulamasında en mutlak haklı fesih sebeplerinden biri olarak kabul edilir.

Uygulamada müvekkillerin en çok sorduğu durumlardan biri olan bu kilitlenme halinde, şirket ticari faaliyetlerini sürdürse dahi yasal organ işlevlerini yerine getiremediği için ortaklık ilişkisinin devamı taraflardan beklenemez.

6. AZINLIK HAKLARININ SİSTEMATİK İHLALİ VE BİLGİ ALMA HAKKININ ENGELLENMESİ

Çoğunluk pay sahiplerinin, azınlıkta kalan ortakları şirketin yönetiminden, mali bilgilerinden ve denetim mekanizmalarından tamamen soyutlaması haklı sebep oluşturur. Özellikle:

  • Azınlık ortakların TTK m. 614 kapsamında düzenli olarak talep ettikleri bilgi alma ve inceleme haklarının gerekçesiz reddedilmesi,
  • Şirket defter ve belgelerinin gizlenmesi,
  • Genel kurul toplantılarının azınlığın katılımını engelleyecek şekilde usulsüz yapılması veya hiç yapılmaması,
  • Azınlığın karar alma süreçlerinde sistematik olarak ezilmesi,

haklı sebeple fesih davasının zeminini hazırlar. Tek başına bir kez bilgi alma hakkının ihlal edilmesi fesih sonucu doğurmasa da, bunun süreklilik arz etmesi ve kastın varlığı mahkemece fesih veya ortaklıktan çıkarma gerekçesi sayılır.

7. ŞİRKET MÜDÜRLERİNİN USULSÜZLÜKLERİ VE SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ

Şirket müdürlerinin veya çoğunluk pay sahiplerinin basiretli bir tacir gibi davranmayarak şirketi zarara uğratması, sadakat ve özen yükümlülüğüne (TTK m. 626) aykırı eylemleri haklı sebep değerlendirmesinde ağırlıklı bir yer tutar. Şirket müdürünün sürekli zarar etmesi tek başına bir fesih nedeni olamaz; zira ticari riskler her zaman mevcuttur. Ancak bu zararın nedeni müdürün usulsüz işlemleri, şirkete ait fonları şahsi menfaatleri doğrultusunda kullanması, örtülü kazanç aktarımı yapması veya şirket adına muvazaalı işlemler gerçekleştirmesi ise durum değişir.

Uygulamada, müdürlük görevinden azledilmek bir ortağa doğrudan doğruya haklı sebeple fesih davası açma hakkı vermez; ancak azil işleminin arkasında ortağı şirketten tamamen dışlama ve hakkını gasp etme amacı varsa, bu durum haklı sebep manzumesinin bir parçası olarak mahkemeye sunulur.

8. FİNANSAL USULSÜZLÜKLER, KAR PAYI DAĞITILMAMASI VE ÖRTLÜ KAZANÇ AKTARIMI

Şirketin ticari olarak kâr elde etmesine rağmen, çoğunluk ortakların kararı doğrultusunda kâr payının (temettü) sistematik olarak dağıtılmaması ve bu fonların "huzur hakkı", "danışmanlık ücreti" veya muvazaalı giderler adı altında sadece yönetici ortaklara aktarılması, azınlık ortağın mali haklarının açıkça ihlalidir. Şirketin mali tablolarıyla oynanarak kârın gizlenmesi, muhasebe hileleri yapılması ve ortakların şirketten ekonomik fayda sağlamasının engellenmesi, ortaklık sözleşmesinin temel amacı olan "ortak kâr elde etme ve paylaşma" ilkesini ortadan kaldıracağı için haklı sebep oluşturur.

9. ULTIMA RATIO (SON ÇARE) İLKESİ VE MAHKEMENİN GENİŞ TAKDİR YETKİSİ

Haklı sebeple fesih davalarında hakimin karar verirken tabi olduğu en temel ilke "Ultima Ratio" (Son Çare) ilkesidir. Limited şirket tüzel kişiliği, sadece ortakların değil; çalışanların, alacaklıların, tedarikçilerin ve genel olarak ekonominin bir parçasıdır. Bu nedenle mahkeme, şirketin feshine karar vermeden önce, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın şirketi ortadan kaldırmadan çözülüp çözülemeyeceğini titizlikle inceler.

TTK m. 636/3’ün ikinci cümlesi hakime çok geniş bir takdir yetkisi tanımıştır: "Mahkeme, fesih yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." Dolayısıyla, haklı sebebin varlığı ispatlansa dahi, hakim şirketi doğrudan feshetmek yerine alternatif çözümlere yönelme eğilimindedir.

10. MAHKEMENİN KARAR VEREBİLECEĞİ ALTERNATİF ÇÖZÜMLER (TTK M. 636/3)

Yargılama neticesinde haklı sebebin varlığına kanaat getiren mahkeme, somut olayın özelliklerine göre şu üç karardan birini tesis eder:

Mahkeme Kararı

Uygulama Şartları

Hukuki Sonucu

Şirketin Feshi ve Tasfiyesi

Kilitlenmenin çözülmesinin imkansız olması, şirketin amacına ulaşmasının tamamen engellenmesi durumu.

Şirket tasfiye sürecine girer, malvarlığı nakde çevrilerek borçlar ödenir ve kalan kısım ortaklara dağıtılır.

Davacının Ortaklıktan Çıkarılması

Şirketin iktisadi varlığının korunmaya değer bulunması, uyuşmazlığın sadece davacı ortaktan kaynaklanması veya ayrılmak istemesi.

Davacının esas sermaye payı şirkete veya diğer ortaklara devredilir; davacıya "ayrılma akçesi" ödenir.

Duruma Uygun Diğer Çözümler

Sorunun belirli bir organdan, müdürden veya sözleşme maddesinden kaynaklanması hali.

Müdürün azli, yeni müdür tayini, usulsüz genel kurul kararlarının iptali veya sözleşme değişikliği yapılabilir.

11. AYRILMA AKÇESİNİN HESAPLANMASI VE ESAS ALINACAK TARİH

Mahkeme, fesihten kurtarma mekanizmasını çalıştırıp davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve payının gerçek değerinin ödenmesine karar verdiğinde, en kritik hukuki uyuşmazlık "ayrılma akçesinin" nasıl hesaplanacağı ve hangi tarihin esas alınacağı noktasında toplanır.

Uygulamada ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, ayrılma akçesinin hesaplanmasında dava tarihine en yakın tarihteki (ideali karar tarihine en yakın) şirketin gerçek piyasa değeri (özvarlık değeri, marka değeri, taşınmazları ve ticari potansiyeli dahil) esas alınır. Hesaplama, mahkemece atanan uzman bilirkişi heyeti (ticaret hukukçusu, mali müşavir ve sektör uzmanı bilirkişiler) vasıtasıyla, şirketin aktif ve pasiflerinin reel değerleri üzerinden fon akım analizleri ve net aktif değerleme yöntemleri kullanılarak yapılır. Dava açılırken sunulan mizanlar tek başına değerlemede esas alınamaz.

12. DAVA SÜRECİNDE İHTİYATİ TEDBİR TALEPLERİ VE KAYYIM TAYİNİ

Haklı sebeple fesih davası, doğası gereği uzun süren ve teknik nitelikte bir yargılamayı gerektirir. Bu süre zarfında, yönetimi elinde bulunduran çoğunluk ortakların şirketin içini boşaltması, malvarlıklarını üçüncü kişilere muvazaalı olarak devretmesi veya davacı ortağa zarar verecek tasarruflarda bulunması riski oldukça yüksektir. Bu sebeple davanın başında HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmesi hayati önem taşır.

Şirket Taşınmazları ve Araçları Üzerine Tedbir: Limited şirket ortaklıktan çıkarma davası devam ederken şirketin malvarlığının satılmasını önlemek amacıyla, şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin ve menkullerin sicil kayıtlarına (tapu ve rehin sicili) "üçüncü kişilere devrinin önlenmesi" yönünde ihtiyati tedbir şerhi konulması talep edilmelidir.

Yönetime Tedbir ve Kayyım Tayini: Yönetim organının felç olduğu veya müdürlerin şirketi zarara uğratmaya devam ettiği durumlarda, mahkemeden müdürlerin yetkilerinin sınırlandırılması, kararlarının denetlenmesi amacıyla şirkete yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanması istenmelidir. Bu tedbirler alınmadığı takdirde, dava kazanılsa dahi tasfiye edilecek veya pay bedeli tahsil edilecek bir şirket varlığı kalmayabilir.

13. DAVACI TARAF İÇİN STRATEJİK İSPAT ARAÇLARI VE REHBER İLKELER

Haklı sebeple fesih davası açan davacı ortağın, mahkemenin fesihten ziyade ayrılma akçesine hükmedeceğini öngörerek bir strateji geliştirmesi gerekir. Davacı tarafın davasını ispatlarken dayanması gereken temel argümanlar şunlardır:

  • Yazılı Delil Başlangıcı ve Ticari Defterler: Şirket müdürlerinin usulsüz harcamaları, şahsi hesaplarına para aktarımları banka kayıtları ve cari hesap dökümleriyle somutlaştırılmalıdır.
  • Genel Kurul Tutanakları: Muhalefet şerhi verilmiş genel kurul tutanakları, haksız olarak alınan huzur hakkı kararları delil olarak sunulmalıdır.
  • İhtarname ve Bildirimler: Ortaklık ilişkisindeki aksaklıkların giderilmesi için dava açılmadan önce çekilen, ancak sonuçsuz kalan noter ihtarnameleri, davacının iyi niyetini ve davanın son çare (ultima ratio) olarak açıldığını hakime göstermek adına kritik bir ispat aracıdır.

14. DAVALI ŞİRKET VE ÇOĞUNLUK ORTAKLAR İÇİN SAVUNMA STRATEJİLERİ

Davalı şirket veya yönetimi elinde bulunduran çoğunluk ortaklar ise, şirketin iktisadi hayatını sürdürmesi gerektiği tezine odaklanmalıdır. Savunma stratejisinde şu hususlar öne çıkarılmalıdır:

  • Hakkın Kötüye Kullanılması (TMK m. 2): Davacının amacının şirketi tasfiyeye götürerek ticari itibarını zedelemek veya şantaj yoluyla payını fahiş fiyata satmak olduğu, uyuşmazlığın haklı sebep derecesine ulaşmadığı savunulmalıdır.
  • Şirketin Mali Başarısı: Şirketin ciro artışları, istihdam rakamları ve piyasa değeri ortaya konularak, feshin kamu ekonomisine ve şirket paydaşlarına vereceği zarar vurgulanmalıdır.
  • Fesihten Kurtarma Talebi: Davalı taraf, cevap dilekçesinde açıkça "fesihten kurtarma" mekanizmasını talep etmeli; haklı sebepler kabul edilse dahi şirketin feshine değil, davacının pay bedeli ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini istemelidir. Bu talep, hakimin fesih yerine alternatif çözüme yönelmesini kolaylaştırır.

15. KİLİTLENME (DEADLOCK) DURUMLARINA İLİŞKİN YARGITAY İÇTİHATLARI

Yargıtay …. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış kararlarında, iki ortaklı limited şirketlerde ortakların yönetim ve karar alma süreçlerinde tamamen zıt kutuplarda yer alması ve bu durumun şirketin faaliyetlerini sürdürülemez kılacak bir kilitlenmeye yol açması "haklı sebep" olarak nitelendirilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4122, K. 2022/3150:

"Davacı ve davalı ortakların şirkette %50'şer oranda pay sahibi oldukları, taraflar arasındaki şiddetli geçimsizlik ve uyuşmazlıklar nedeniyle genel kurulun toplanamadığı, şirkete müdür seçilemediği ve şirketin karar alma mekanizmasının tamamen kilitlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum limited şirketin haklı sebeple feshi için yeterli bir sebep olup, mahkemece şirketin feshine veya fesihten kurtarma kapsamında davacının payının gerçek değerinin hesaplattırılarak ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddi hatalıdır."

16. ALTERNATİF ÇÖZÜM VE AYRILMA AKÇESİNE İLİŞKİN GÜNCEL KARARLAR

Yargıtay, ilk derece mahkemelerinin doğrudan fesih kararı vermesini Ultima Ratio ilkesine aykırı bulmakta ve öncelikle ortaklıktan çıkarma seçeneğinin değerlendirilmesini emretmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1055, K. 2023/490:

"TTK m. 636/3 uyarınca haklı sebebin varlığı halinde hakim fesih kararı yerine davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verebilir. Somut olayda, şirketin aktif olarak ticari hayatına devam ettiği, kâr elde ettiği ve istihdam sağladığı sabittir. Şirketin feshi durumunda ticari işletmenin iktisadi değeri yok olacaktır. Mahkemece, şirketin feshi yerine, davacı ortağın payının dava tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin uzman bilirkişi heyeti vasıtasıyla belirlenmesi, bu tutarın davacıya ödenerek ortaklıktan çıkarılması suretiyle şirketin fesihten kurtarılması gerekir."

ÖZET

Limited şirketlerde haklı sebeple fesih, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren kilitlenme, usulsüzlük veya azınlık hakları ihlali durumlarında her ortağın açabileceği bir davadır. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada hakim, şirketi feshetmek yerine davacının pay bedelini (ayrılma akçesini) öterek ortaklıktan çıkarılmasına karar vererek şirketin iktisadi varlığını koruyabilir.

SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

1. Limited şirket haklı sebeple fesih davası ne kadar sürer?

Bu davalar ticari defterlerin incelenmesi, şirket malvarlığının değerlemesi ve bilirkişi süreçleri nedeniyle karmaşık yapıdadır. İlk derece mahkemesindeki yargılama, delillerin toplanma hızına ve mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak ortalama 12 ila 18 ay arasında sürer. İstinaf ve Yargıtay aşamaları bu süreye dahil değildir.

2. Haklı sebeple fesih davası açmak için asgari bir pay oranı var mıdır?

Hayır, limited şirketlerde anonim şirketlerin aksine herhangi bir azınlık pay şartı (%10 gibi) aranmaz. Tek bir paya sahip olan ortak dahi haklı sebeplerin varlığını ispat ederek şirketin feshini veya ortaklıktan çıkarılmasını talep edebilir.

3. Davayı açarsam şirket hemen kapanır mı?

Hayır. Dava açılması şirketin faaliyetlerini kendiliğinden durdurmaz veya şirketi kapatmaz. Mahkeme nihai kararını verip bu karar kesinleşinceye kadar şirket tüzel kişiliği ve ticari faaliyetleri devam eder. Riskli durumlarda hak kayıplarını önlemek adına ihtiyati tedbir veya kayyım talep edilmelidir.

4. Mahkeme fesih kararı yerine ortağın çıkarılmasına karar verirse pay bedeli nasıl ödenir?

Mahkeme davacının payının gerçek değerinin (ayrılma akçesi) nakden ödenmesine karar verir. Bu bedel kural olarak şirket tarafından ödenir. Şirketin bu bedeli ödeyecek likiditesinin bulunmaması durumunda, sermaye azaltımı yoluna gidilebilir veya diğer ortaklar bu payı satın alabilir.

5. Şirket müdürünün sadece beceriksiz olması veya şirketin zarar etmesi fesih sebebi midir?

Tek başına ticari başarısızlık veya basiretli riskler dahilinde zarar edilmesi haklı sebep sayılmaz. Ancak müdürün bu zarara kasıtlı işlemleri, şirketin içini boşaltması, sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak kendine veya yakınlarına haksız kazanç sağlaması neden olduysa, bu durum haklı sebep teşkil eder.

6. Dava devam ederken şirketin malvarlığının satılması engellenebilir mi?

Evet. Davacı ortak, dava dilekçesiyle birlikte veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir talep edebilir. Mahkeme, haklılığın yaklaşık olarak ispatı halinde şirketin taşınmazlarının, araçlarının veya banka hesaplarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verebilir.

PROAKTİF HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU

Limited şirketlerde ortaklar arasında meydana gelen uyuşmazlıklar, yönetimsel kilitlenmeler ve finansal hak ihlalleri, telafisi imkansız maddi ve itibar kayıplarına yol açabilir. Haklı sebeple fesih ve ortaklıktan çıkarma davaları; usuli stratejilerin, ihtiyati tedbir mekanizmalarının ve ticari değerleme yöntemlerinin en üst düzeyde hukuki disiplinle yönetilmesini gerektirir.

Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, şirketler hukuku alanındaki derin uzmanlığı ve dinamik kadrosuyla, ortaklık krizlerinizin çözümü ve haklarınızın korunması süreçlerinde yanınızdadır. Şirketinizin hukuki durumunu analiz etmek, haklı fesih veya fesihten kurtarma stratejilerini kurgulamak üzere profesyonel randevu sürecimizi başlatmak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


Bu Makaleyi Paylaş




MAKALELER SIKÇA SORULAN SORULAR ETKİNLİKLER VİDEOLAR
cheap air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordans|cheap wholesale jordans|cheap wholesale nike