Finansal kiralama (leasing) sözleşmesi, kiralayanın (finansal kiralama şirketi, katılım bankası veya yatırım bankası), kiracının talebi ve belirlemesi üzerine üçüncü bir kişiden satın aldığı veya sair yolla temin ettiği bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya bırakmayı; kiracının ise buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği, kendine özgü (sui generis) yapıda karma bir borçlandırıcı işlemdir. Sözleşmenin temel hukuki dayanağını 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu oluşturmaktadır.
Uygulamada sıkça düşülen en büyük hata, finansal kiralama sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu kapsamında yer alan adi kira veya hasılat kirası hükümleriyle karıştırılmasıdır. Finansal kiralama sözleşmesi, mülkiyetin finansal kuruluşta kaldığı, ancak kullanma ve yararlanma hakkı ile malın getirdiği her türlü risk ve sorumluluğun kiracıya yüklendiği özel bir hukuki rejimdir. Duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız hatalardan biri, sözleşme feshinde adi kira hükümlerine dayanarak tahliye talep edilmesidir; oysa 6361 sayılı Kanun’un emredici hükümleri göz ardı edilerek yürütülen süreçler mahkemelerce reddedilmektedir.
Finansal kiralama sözleşmesinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için tarafların Kanun'da aranan niteliklere ve hukuki ehliyete sahip olması zorunludur:
Uygulamada müvekkillerimizin en çok sorduğu sorulardan biri, yurt dışı yerleşik şirketlerin kiracı sıfatıyla bu sözleşmeyi akdedip edemeyeceğidir. Yabancı gerçek veya tüzel kişilerin kiracı sıfatıyla sözleşme akdetmesi mümkündür; ancak döviz cinsinden borçlanma kısıtlamaları (Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar) çerçevesinde sözleşme bedelinin para birimi belirlenirken mevzuattaki güncel istisnaların titizlikle analiz edilmesi gerekir.
6361 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca finansal kiralama sözleşmesine konu olabilecek malların sınırları net bir şekilde çizilmiştir. Malın bağımsız niteliğini koruyabilmesi ve ekonomik değer taşıması temel esastır.
Finansal kiralama sözleşmesi, kanunen yazılı geçerlilik şartına tabidir. Şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşmeler hukuken geçersizdir ve taraflar arasında herhangi bir borçlandırıcı sonuç doğurmaz.
Hukuki Uyarı: 6361 sayılı Kanun m. 22 uyarınca, finansal kiralama sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması, taşınır mallar için Noterlikçe onaylanması veya düzenlenmesi, gayrimenkuller için ise tapu kütüğünün şerhler hanesine şerh edilmesi zorunludur.
Sözleşme taslağı hazırlanırken, tarafların irade beyanlarının açık olması, kira ödeme planının net bir şekilde ekte yer alması ve malın ayırt edici özelliklerinin (şasi numarası, tapu bilgisi, seri numarası vb.) tereddüde yer bırakmayacak biçimde metne işlenmesi hayati önem taşır.
Sözleşmenin akdedilmesi hukuki geçerlilik için tek başına yeterli değildir; üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi için tescil mekanizmalarının eksiksiz işletilmesi gerekir:
Malın Niteliği | Tescil / Şerh Makamı | Hukuki Sonucu |
|---|---|---|
| Taşınır Mallar (Genel) | Finansal Kiralama Birligi (FKB) Özel Sicili | Üçüncü kişilere karşı iyiniyet iddiasını ortadan kaldırır. |
| Taşınmazlar (Gayrimenkul) | Tapu Sicil Müdürlüğü (Şerhler Hanesi) | Malın üçüncü kişilere devri halinde kiracının kullanım hakkını korur. |
| Gemi / Hava Araçları | Gemi Sicili / Sivil Havacılık Sicili | Mülkiyet şerhi ve hak sahipliği aleniyet kazanır. |
| Motorlu Kara Taşıtları | TRAFİK Tescil Sicili / EGM | Araç ruhsatına finansal kiralama şerhi işlenir. |
Sözleşmenin Finansal Kiralama Birliği (FKB) nezdinde kurulan merkezi sicile tescil edilmemesi, kiracının borçları nedeniyle malın haczedilmesi riski karşısında kiralayanın mülkiyet hakkını korumasını zorlaştırır. Danışmanlık verdiğimiz vakalarda, FKB tescili geciktirildiği için üçüncü kişi alacaklıların koyduğu hacizlerin kaldırılması için açılan istihkak davalarının süreci uzattığını gözlemlemekteyiz.
Kiralayan taraf olan finansal kuruluşun ana yükümlülüğü, kiracının seçtiği malı üçüncü kişiden (satıcıdan) satın alarak zilyetliğini sözleşmede kararlaştırılan süre ve şartlarda kiracıya devretmektir.
Kiracı, finansal kiralama konusu malın zilyedi sıfatıyla hareket eder ve malın tüm bakımı ile korunmasından sorumludur.
Finansal kiralama sözleşmesinin en karakteristik özelliği, zilyetlik ile mülkiyetin birbirinden ayrılmasıdır. Sözleşme süresince mülkiyet kiralayanda, dolaysız zilyetlik ise kiracıdadır.
Mülkiyetin kiracıya geçiş anı, sözleşme süresinin dolması ve kiracının sözleşmeden doğan tüm borçlarını (kira bedelleri, gecikme faizleri, sigorta giderleri vb.) ifa etmesiyle gerçekleşir. Taraflar sözleşmede "opsiyonel mülkiyet devri" kararlaştırmışlarsa, kiracı tek taraflı beyanıyla mülkiyetin kendisine devrini talep edebilir. Zilyetlik devredilirken düzenlenecek olan "Teslim-Tesellüm Tutanağı", malın ayıpsız ve çalışır vaziyette teslim alındığının ispatı açısından ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıklarda kilit rol oynar.
6361 sayılı Kanun m. 25 uyarınca, aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça finansal kiralama konusu malın ayıplı çıkması halinde kiralayan sorumlu tutulamaz. Çünkü malı seçen ve teknik özelliklerini belirleyen kiralayan değil, kiracının kendisidir.
Stratejik Hak İddiası: Kiralayan, satıcı ile yaptığı satın alma sözleşmesinden doğan ayıba karşı tekeffül haklarını ve dava açma yetkisini kiracıya temlik etmekle yükümlüdür. Böylece kiracı, doğrudan satıcıya başvurarak ayıp oranında indirim, malın değişimi veya ayıptan doğan zararların tazminini talep edebilir.
Malın zilyetliği kiracıya devredildiği andan itibaren, malın telef olması, kaybolması, çalınması veya kullanılamaz hale gelmesine ilişkin tüm risk ve hasar kiracıya geçer. Ancak felaket durumlarında veya sigorta tazminatının ödenmesinde, öncelikli hak sahibi mülkiyet sahibi olan finansal kiralama şirketidir.
Finansal kiralama hukukunda en çok uyuşmazlık çıkan ve mahkeme kararlarına konu olan alan kiracının temerrüdüdür. 6361 sayılı Kanun’un 30. maddesi emredici bir düzenleme getirmiştir:
Uygulamada yapılan en büyük usul hatası, 60 günlük sürenin dolması beklenmeden dava açılması veya icra takibi yapılmasıdır. Bu süreler kamu düzenine ilişkin olup, süresinden önce yapılan fesih beyanları geçersiz sayılmakta ve açılan davalar usulden reddedilmektedir.
Kiralayan tarafından keşide edilecek fesih ihtarnamesi son derece titiz hazırlanmalıdır. İhtarname içeriğinde aşağıdaki hususların eksiksiz yer alması zorunludur:
İhtarname mutlaka Noter kanalıyla gönderilmeli ve tebliğ şerhi (tebliğ edildiği tarih) takip edilmelidir. Mahkemeler, 60 günlük sürenin başlangıcını ihbarnamenin çekildiği tarih değil, kiracıya fiilen tebliğ edildiği gün olarak esas almaktadır.
Sözleşme haklı nedenle feshedildiğinde veya süresi dolup mülkiyet devredilmediğinde, kiracı malı derhal kiralayana iade etmekle yükümlüdür.
Kiracı malı rızasıyla iade etmezse, kiralayan 6361 sayılı Kanun m. 31/2 uyarınca yetkili Ticaret Mahkemesinden ihtiyati tedbir yoluyla malın elinden alınarak kendisine teslim edilmesini talep edebilir. Fesih sonrası tazminat hesaplamasında kiralayan, kalan kira bedellerinin tamamını değil; ancak yoksun kaldığı kârı ve malın ikinci el satış değerindeki düşüşten kaynaklanan zararlarını talep edebilir.
Ticari hayatta karşılaşılan kriz anlarında finansal kiralama konusu malın hukuki statüsü özel koruma altındadır:
Yargıtay’ın müstakar kararları incelendiğinde, finansal kiralama uyuşmazlıklarında şu stratejik hataların öne çıktığı görülmektedir:
Her ticari işletmenin risk profili farklıdır. Standart (tip) sözleşmeler yerine işletmeye özel tasarlanan finansal kiralama sözleşmelerinde şu taslak maddelere yer verilmesi hayati önem taşır:
Finansal Kiralama Sözleşmesi Nedir ve Nasıl Hazırlanır? (50 Kelimelik Özet) > Finansal kiralama sözleşmesi, kiralayanın bir malın zilyetliğini kiracıya bırakmasını, kiracının ise kira ödemeyi üstlendiği 6361 sayılı Kanun’a tabi karma bir sözleşmedir. Yazılı şekilde yapılması, noter onayı veya tapu şerhi ile FKB siciline tescili zorunludur. Temerrüt durumunda kiracıya en az 60 gün süre tanınması emredicidir.
Hayır. 6361 sayılı Kanun m. 22 uyarınca finansal kiralama sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması ve taşınırlar için noterlikçe onaylanması/düzenlenmesi geçerlilik şartıdır. Noter onayı bulunmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir.
Hayır, derhal alamaz. Kiralayan, kiracıya noter kanalıyla ihtarname çekerek en az 60 gün (sözleşme son yılındaki mülkiyet devri temerrütlerinde en az 30 gün) süre vermek zorundadır. Bu süre dolmadan malın iadesi istenemez.
Sözleşmede aksine açık bir hüküm yoksa veya kiralayan finansal kuruluşun yazılı onayı alınmamışsa, kiracı malı üçüncü kişilere devredemez ve alt kiraya veremez.
Malın mülkiyeti kiralayan finansal kuruluşa ait olduğundan, kiracının şahsi borçları nedeniyle üçüncü kişilerce haczedilemez. Haciz konulsa dahi tescil sicili sunularak haczin kaldırılması sağlanır.
Kanun gereği aksi kararlaştırılmadıkça kiralayan ayıptan sorumlu değildir. Kiralayan, satıcıya karşı sahip olduğu ayıba karşı tekeffül haklarını kiracıya devretmekle yükümlüdür ve kiracı haklarını doğrudan satıcıya yöneltir.
Evet, kiracı sözleşmede kararlaştırılan erken kapama koşulları ve mevzuatın öngördüğü faiz indirimi esasları çerçevesinde borcun tamamını ödeyerek sözleşmeyi erken sonlandırabilir.
Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, tecrübemiz ve uzman hukuk kadromuzla, milyon dolarlık finansal kiralama (leasing) projelerinizin sözleşme hazırlık aşamasından, tescil, fesih, ihtilaf ve mahkeme süreçlerine kadar her adımında yanınızdayız. Hukuki kayıpların ve telafisi imkansız süre hatalarının önüne geçmek için bugün randevunuzu oluşturun, ticari geleceğinizi güvence altına alın.