ORTAKLARIN ŞİRKETTEN BORÇLANMASINDA KDV VE FAİZ UYGULAMASI: KVK MADDE 13, KDVK MADDE 1-24, ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIMI, ADAT HESABI VE VERGİSEL KORUNMA REHBERİ

ORTAKLARIN ŞİRKETTEN BORÇLANMASINDA KDV VE FAİZ UYGULAMASI: KVK MADDE 13, KDVK MADDE 1-24, ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIMI, ADAT HESABI VE VERGİSEL KORUNMA REHBERİ
Bu makale Proaktif Hukuk Bürosu tarafından hukuki denetimden geçirilerek onaylanmıştır.

ORTAKLARIN ŞİRKETTEN BORÇLANMASINDA KDV VE FAİZ UYGULAMASI: KVK MADDE 13, KDVK MADDE 1-24, ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIMI, ADAT HESABI VE VERGİSEL KORUNMA REHBERİ

Ticari şirketlerin tüzel kişilikleri, ortaklarının gerçek veya tüzel kişi kimliklerinden tamamen bağımsızdır. Türk ticaret ve vergi hukuku sistemlerinin en temel yapı taşlarından biri olan bu ayrılık ilkesi, uygulamada şirket ortakları tarafından sıkça göz ardı edilmektedir. Uygulamada müvekkillerin en çok sorduğu soruların başında, "Kendi şirketimden aldığım borç para için neden vergi ödemek zorundayım?" sorusu gelmektedir. Şirket kasasının ortağın şahsi cüzdanı gibi kullanılması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu (KDVK) kıskacında çok ağır mali ve hukuki yaptırımları beraberinde getirir.

Şirketlerin ortaklarına borç para vermesi işlemi, vergi hukuku perspektifinden bakıldığında basit bir nakit hareketi veya muhasebe kaydından ibaret değildir. Vergi incelemelerinde en sık rastlanan usul hatası, işlemin yalnızca borç-alacak ilişkisi olarak değerlendirilerek Katma Değer Vergisi boyutunun göz ardı edilmesidir. Uygulamada, bu süreçteki metodolojik eksiklikler şirketlerin re'sen vergi tarhiyatı ve vergi ziyaı cezalarıyla karşılaşmasına neden olmaktadır.

3065 SAYILI KDV KANUNU AÇISINDAN "HİZMET" KAVRAMI VE FİNANSMAN TEMİNİ

Katma Değer Vergisi, yapısı gereği mal teslimleri ve hizmet ifalarını vergilendiren genel tüketim vergisidir. KDVK Madde 1/1 uyarınca, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV'ye tabidir. Aynı kanunun 4. maddesinde hizmet; "Teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir. Bu işlemler; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek, bir şeyi bir yere yerleştirmek, bir şeyi birine bırakmak veya bir malın zilyetliğini devretmek gibi şekillerde gerçekleşebilir" şeklinde tanımlanmıştır.

Şirket ortağının şirketten borç para çekmesi durumunda, şirket aktifinde bulunan bir ekonomik değeri (nakit varlığı) belirli bir süre boyunca ortağın kullanımına tahsis etmiş olur. Hukuki ve ekonomik açıdan bu işlem, şirketin ortağına sunduğu bir finansman temini hizmeti veya paranın kullandırılması hizmetidir. Şirket bu işlemle, piyasada bankaların veya finans kuruluşlarının yaptığına benzer şekilde, bir sermaye unsurunu başkasının istifadesine sunmaktadır. Dolayısıyla, şirketin ortağına borç para vermesi eylemi, KDVK kapsamında net bir şekilde "hizmet ifası" olarak değerlendirilir ve verginin konusuna girer.

TRANSFER FİYATLANDIRMASI YOLUYLA ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIMI VE KDV BAĞLANTISI

Ortakların şirketten borç alması işlemi yalnızca KDV Kanunu'nu değil, aynı zamanda Kurumlar Vergisi Kanunu'nun en dinamik maddelerinden biri olan 13. maddeyi de doğrudan ilgilendirir. KVK Madde 13/1 uyarınca; "Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır." Şirket ortakları, kanunun açık tanımı gereği "ilişkili kişi" statüsündedir.

Şirketin ortağına borç para vermesi, ilişkili kişiye sunulan bir hizmettir. Bu hizmetin emsallere uygunluk ilkesine göre bir bedelinin, yani faizinin olması zorunludur. Şirket, ortağına sıfır faizle ya da piyasa rayicinin çok altında bir faiz oranıyla borç verirse, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yapmış sayılır. Bu durumun KDV ile bağlantısı ise KDVK Madde 24/g uyarınca kurulur. İlgili maddeye göre, matraha dahil olan unsurlar arasında "vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler" sayılmıştır. Dolayısıyla, ilişkili kişiye verilen borç üzerinden hesaplanması gereken emsal faiz, aynı zamanda KDV'nin matrahını oluşturmaktadır.

131 VE 331 NUMARALI MUHASEBE HESAPLARININ RİSK ANALİZİ VE YANLIŞ KULLANIMLAR

Vergi müfettişlerinin bir şirkette incelemeye başlarken ilk kontrol ettikleri alanların başında "131 Ortaklardan Alacaklar" ve "331 Ortaklara Borçlar" hesapları gelir. Muhasebe standartlarında bu hesaplar, şirketin ortakları ile olan mali ilişkilerini izlemek için kurgulanmıştır. Ancak uygulamada bu hesaplar adeta birer "kara delik" gibi kullanılmakta, kaynağı açıklanamayan nakit çıkışları veya ortakların şahsi harcamaları bu hesaplara kaydedilerek gizlenmeye çalışılmaktadır.

Duruşma salonlarında ve vergi mahkemelerinde incelediğimiz dosyalarda sıkça rastladığımız üzere, 131 no'lu hesabın bakiyesinin sürekli yüksek olması veya hesap içinde yıl boyunca yoğun bir nakit hareketi yaşanması, vergi inceleme memurları için doğrudan bir "kırmızı bayrak" (red flag) niteliğindedir. Müfettişler, bu hesabın muavin dökümlerini gün bazında inceleyerek, şirketin ortağa finansman sağladığı gün sayısını ve tutarını tespit ederler. Hesabın yıl sonunda virmanlarla veya suni kayıtlarla kapatılmış olması, geçmiş dönemlerde doğan finansman hizmeti ve buna bağlı KDV mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. Her bir nakit çekiş dönemi, kendi içinde bağımsız bir KDV matrahı üretir.

EMSAL FAİZ ORANI BELİRLEME YÖNTEMLERİ VE MERKEZ BANKASI KRİTERLERİ

Ortaklara verilen borçlarda en büyük hukuki uyuşmazlık konusu, uygulanacak emsal faiz oranının ne olması gerektiğidir. Mevzuat, emsallere uygunluk ilkesinin esas alınmasını emretmektedir. Emsal bedel, ilişkili olmayan kişilerin tamamen serbest piyasa koşullarında birbirlerine uygulayacakları faiz oranıdır. Peki, bu oran nasıl belirlenecektir?

Vergi İdaresi ve Danıştay'ın yerleşik içtihatları incelendiğinde, emsal faiz oranının belirlenmesinde kademeli bir yaklaşım benimsendiği görülür:

  • İç Emsal: Şirketin aynı dönemde ilişkili olmayan üçüncü kişilerden (örneğin bankalardan) aldığı krediler varsa ve bu kredileri ortağına aynen veya benzer şartlarda aktarmışsa, bu kredilerin faiz oranı "iç emsal" olarak kabul edilir.
  • Dış Emsal: Şirketin kullanabileceği bir iç emsal yoksa, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ve bankaların ağırlıklı ortalama ticari kredi faiz oranları esas alınmalıdır.

Geçmiş yıllarda Merkez Bankası'nın reeskont avans faiz oranları da bir kriter olarak kabul edilmekteydi; ancak güncel inceleme trendlerinde ve yargı kararlarında, şirketin borç para verme tarihinde piyasadan elde edebileceği veya bankaların uyguladığı en yüksek ticari kredi faiz oranı dış emsal olarak aranmaktadır. Ortaklara sıfır faiz işletilmesi veya yetersiz faiz uygulanması, doğrudan re'sen tarhiyat sebebidir.

FATURA DÜZENLEME ZORUNLULUĞU VE KDV BEYAN DÖNEMLERİNİN TESPİTİ

Şirket ortağının borç para çekmesi durumunda, KDV yönünden vergiyi doğuran olayın ne zaman gerçekleştiği ve faturanın ne zaman kesileceği hayati önem taşır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) uyarınca, mal teslimi veya hizmet ifalarında fatura, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren yedi gün içinde düzenlenmek zorundadır. Ancak ortaklara borç verilmesi gibi süreklilik arz eden veya zamana yayılan finansman hizmetlerinde vergiyi doğuran olay, vergilendirme dönemlerinin (aylık dönemlerin) sonu itibarıyla gerçekleşir.

Şirket, ortağının kullanımına bıraktığı paraya ilişkin emsal faiz tutarını her ayın son günü itibarıyla hesaplamalı ve en geç yedi gün içinde ortağı adına KDV'li fatura düzenlemelidir. Düzenlenecek faturada '131 Ortaklardan Alacaklar Emsal Faiz Finansman Hizmet Bedeli' açıklamasına yer verilmeli ve ilgili vergilendirme dönemine ait 1 No.lu KDV Beyannamesinin 'Matrah/Emsal Bedel' kulakçığında beyan edilmelidir. Faturanın yıl sonunda tek bir seferde kesilmesi veya hiç kesilmemesi, vergi ziyaı cezasının yanı sıra her bir kesilmeyen fatura için VUK Madde 353 uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesine yol açar.

GÜNCEL KDV ORANLARI LİSTESİ VE MATRAH HESAPLAMA YÖNTEMLERİ

Finansman hizmetlerinde uygulanacak KDV oranı, genel KDV oranına tabidir. 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan güncel mevzuata göre, ortaklara borç para verilmesi hizmetinde uygulanması gereken genel KDV oranı %20'dir. Matrah ise, paranın ortağın kullanımında kaldığı gün sayısı ve belirlenen emsal faiz oranı üzerinden hesaplanan toplam faiz tutarıdır. Anapara tutarı kesinlikle KDV'nin matrahı değildir; KDV sadece paranın "neması" yani faizi üzerinden hesaplanır.

Aşağıdaki tabloda, bir şirketin ortağına verdiği borç karşılığında yapması gereken KDV ve matrah hesaplama metodolojisi somutlaştırılmıştır:

EMSAL FAİZ VE KDV HESAPLAMA TABLOSU

Parametre / Kalem

Açıklama ve Hesaplama Değeri

Ortağa Verilen Anapara Borç Tutarı1.000.000 TL
Paranın Ortağın Kullanımında Kaldığı Süre30 Gün (İlgili Ay)
Tespit Edilen Yıllık Emsal Ticari Faiz Oranı%45
Aylık Emsal Faiz Matrahı Hesaplama Formülü$(Anapara × Faiz Oranı × Gün) / 36000$
Hesaplanan Aylık Brüt Faiz Tutarı (KDV Matrahı)37.500 TL
Uygulanacak Güncel KDV Oranı (2026)%20
Hesaplanan ve Faturada Gösterilecek KDV Tutarı7.500 TL
Ortağa Kesilecek Toplam Fatura Bedeli45.000 TL

GAYRİAKTİF VEYA FAALİYETSİZ ŞİRKETLERDE KDV DOĞAR MI?

Uygulamada ticari hayatın getirdiği zorluklar nedeniyle fiilen faaliyetini durdurmuş, tasfiye sürecine girmiş veya hiçbir ticari işlemi bulunmayan (gayriaktif) şirketlerin ortakları da şirket hesaplarında kalan nakitleri şahsi işlerinde kullanabilmektedir. Bu durumdaki mükelleflerin ve bazı meslek mensuplarının düştüğü en büyük yanılgı, "Şirket zaten aktif değil, ticari bir organizasyon yok, dolayısıyla KDV de doğmaz" düşüncesidir.

Oysa Danıştay'ın ve Gelir İdaresi'nin konuya yaklaşımı son derece nettir: Bir şirketin tüzel kişiliği sona ermediği (ticaret sicilinden terkin edilmediği) sürece, mükellefiyeti ve mal varlığı üzerindeki tasarrufları vergi hukukunun konusudur. Şirketin gayriaktif olması, onun ilişkili kişisine finansman hizmeti sağladığı gerçeğini değiştirmez. Şirket bilançosunda duran nakdin ortağa kullandırılması, ticari bir organizasyonun varlığına bakılmaksızın KDVK Madde 1/1 kapsamında ticari faaliyet çerçevesinde yapılmış bir hizmet ifası olarak kabul edilir. Bu nedenle, faaliyetsiz şirketlerde de ortaklara verilen borçlar için emsal faiz hesaplanıp %20 KDV uygulanması yasal bir zorunluluktur.

VERGİ İNCELEME SÜREÇLERİNDE MÜKELLEF SAVUNMA STRATEJİLERİ

Bir vergi incelemesi sırasında müfettişin "Ortaklardan Alacaklar" hesabına ilişkin vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı önermesi durumunda, mükelleflerin elinde güçlü savunma enstrümanları bulunmaktadır. Bu savunmaların temeli, inceleme raporu yazılmadan önce müfettiş nezdinde yapılacak görüşmelerde ve rapor değerlendirme komisyonlarında atılmalıdır.

Savunma stratejilerinde şu hususlar öne çıkarılmalıdır:

  • Paranın Şirket İşi İçin Çekildiğinin İspatı: Eğer ortak parayı kendi şahsi menfaati için değil, şirketin bir başka işi, mal alımı veya şirket adına yapılacak bir ödeme için çekmiş ve bu durum belgelerle sabitse, finansman hizmetinin oluşmadığı savunulmalıdır.
  • Emsal Oran İtirazı: Müfettişlerin sıklıkla düştüğü hata, en yüksek ve gerçek dışı faiz oranlarını esas almalarıdır. Şirketin o dönemde bankalardan aldığı daha düşük faizli krediler varsa, "iç emsal" gösterilerek matrah düşürülmelidir.
  • Net/Brüt Ayrımı: Hesaplanan faiz tutarının KDV dahil mi yoksa hariç mi olduğu netleştirilmelidir. Yargı kararları, tarhiyatta KDV'nin iç yüzde yöntemiyle ayrılması gerektiğine hükmetmektedir.

DANIŞTAY VE YARGITAY İÇTİHATLARI IŞIĞINDA EMSAL KARAR ANALİZLERİ

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde yargı organlarının yaklaşımı, idarenin katı tutumunu yumuşatan ve mükellef lehine koridorlar açan bir yapıya sahiptir. Özellikle Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK) ve Danıştay 9. Dairesi'nin kararları, bu alandaki savunmalarımızın yasal zeminini oluşturmaktadır.

Danıştay 9. Dairesi'nin Emsal Kararı: "Şirket ortaklarının şirketten borç para almaları işlemi KDV Kanunu uyarınca bir hizmet ifası olmakla birlikte; vergi idaresinin tarhiyat yapabilmesi için paranın ortağın uhdesinde kaldığı sürelerin ve bu sürelere ilişkin piyasa gerçeklerine uygun emsal faiz oranlarının somut verilerle ispatlanması gerekir. Sadece hesap bakiyesinden yola çıkılarak, paranın fiilen kullandırılıp kullandırılmadığı araştırılmaksızın yapılan varsayımsal tarhiyatlar hukuka aykırıdır."

Bu karar bizlere göstermektedir ki, hukuki mücadelede idarenin "varsayım" ve "karine" üzerinden ceza kesme eğilimi, yargı duvarına çarpmaktadır. Şirketin nakit akış tablosu, banka dökümleri ve ortağın parayı fiilen ne kadar süre elinde tuttuğu mahkeme aşamasında bilirkişi incelemesi ile netleştirilmelidir.

RÜCU EDİLEBİLİRLİK İLKESİ VE KDV'NİN ORTAĞA YANSITILMASI HUKUKEN MÜMKÜN MÜDÜR?

Şirket, vergi incelemesi sonrasında ortağına fatura kesip KDV beyan ettiğinde veya geriye dönük cezalı tarhiyatı ödediğinde, bu tutarları borcu alan ortağından talep edebilir mi? Bu soru, şirket içi dengeler ve ortaklar arasındaki sorumluluk hukuku açısından kritik önemdedir.

Türk Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri uyarınca, şirketin ödemek zorunda kaldığı vergi ve cezalar, esasen ortağın şahsi borçlanma eyleminden kaynaklanmaktadır. Şirket, yönetim kurulu veya müdürler kurulu marifetiyle, ortağa "Rücu faturası" keserek ödenen faiz ve KDV tutarlarını ortağın cari hesabına borç kaydedebilir. Ancak vergi incelemesi neticesinde kesilen "Vergi Ziyaı Cezası" ve "Gecikme Faizi" şirketin kendi kusurundan (zamanında beyan etmemesinden) kaynaklandığı için, bu cezai unsurların ortağa aynen yansıtılması vergi mahkemeleri ve ticaret mahkemeleri tarafından kabul görmemektedir. Şirket sadece ana KDV ve emsal faiz tutarını ortağa rücu edebilir.

TARHİYAT ÖNCESİ VE SONRASI UZLAŞMA STRATEJİLERİ VE HUKUKİ YOLLAR

Ortaklara borç verme nedeniyle adınıza bir Vergi İnceleme Raporu (VİR) düzenlendiğinde, önünüzde iki temel hukuki yol bulunur: Uzlaşma veya Dava Açma. Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, müvekkillerimizin mali tablolarını analiz ederek en efektif yolu seçmekteyiz.

Şirket, ortağına sıfır faizle ya da piyasa rayicinin çok altında bir faiz oranıyla borç verirse, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yapmış sayılır. Ancak idare emsal faizi fahiş belirlemişse, paranın çekilmediği dönemleri de hesaba katmışsa, uzlaşma masasına oturmak yerine ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili Vergi Mahkemesinde dava açılmalıdır. Dava açılması, verginin tahsilatını kendiliğinden durdurur (Yürütmeyi durdurma kararına gerek kalmaksızın) ve yargı önünde hak arama sürecini başlatır.

GELECEKTEKİ RİSKLERİ ÖNLEMEK İÇİN YÖNETİM KURULLARINA PROAKTİF TAVSİYELER

Şirketlerin gelecekte mali krizler ve ağır cezalar yaşamaması için yönetim organlarının bugünden alması gereken radikal ve proaktif önlemler bulunmaktadır. 25 yıllık kurumsal tecrübemiz ışığında hazırladığımız acil eylem planı şu şekildedir:

  • Cari Hesap Takip Protokolü: Ortakların şirketten para çekişleri tamamen sınırlandırılmalı, zorunlu hallerde çekilen paralar için aynı gün yönetim kurulu kararı alınarak borçlanmanın şartları, vadesi ve uygulanacak emsal faiz oranı protokole bağlanmalıdır.
  • Aylık Fatura Rutini: Muhasebe departmanına kesin talimat verilerek, 131 hesapta bakiye veren ortaklar için her ayın 30 veya 31'i itibarıyla TCMB faiz oranları üzerinden KDV'li fatura kesilmesi standart bir prosedür haline getirilmelidir.
  • Kasa Sayımı ve Nakit Yönetimi: Şirket kasasında hayali veya fiili yüksek nakit bulundurulmamalı, atıl duran nakitler banka mevduatlarında değerlendirilerek "şirketin parayı ortağa bedelsiz kullandırdığı" iddiası çürütülmelidir.

ÖZET

Şirket ortaklarının şirketten borç para alması, vergi hukuku açısından şirketin ortağa sunduğu bir "finansman temini hizmeti" olarak kabul edilir. Bu işlem Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç kapsamındadır. Şirket, ortağına verdiği borç için piyasa rayicine uygun bir emsal faiz hesaplamak ve bu faiz tutarı üzerinden %20 oranında KDV uygulayarak her ay sonu itibarıyla fatura düzenlemek zorundadır. Aksi takdirde vergi ziyaı cezası uygulanır.

SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

Şirket ortağının şirketten faizsiz borç alması yasal mıdır?

Hayır, yasal değildir. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ilişkili kişi sayılan ortağa faizsiz borç verilmesi transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı sayılır ve vergi cezası doğurur.

Ortaklara borç faturası ne zaman kesilmelidir?

Ortaklara verilen borçlarda finansman hizmeti zamana yayıldığı için faturanın her ayın son günü itibarıyla hesaplanan emsal faiz üzerinden, takip eden 7 gün içinde kesilmesi zorunludur.

KDV matrahı borç verilen paranın tamamı mıdır?

Hayır. KDV matrahı borç verilen anapara değil, o anaparanın ortağın kullanımında kaldığı süre boyunca hesaplanan emsal faiz tutarıdır.

Tasfiye halindeki şirket ortağına borç verirse KDV öder mi?

Evet. Şirketin tasfiye halinde olması veya gayriaktif olması KDV mükellefiyetini sonlandırmaz. Ortağa kullandırılan paralar için tasfiye döneminde de emsal faiz ve KDV hesaplanmalıdır.

Vergi incelemesinde geriye dönük kesilen cezalar için uzlaşmaya gidilebilir mi?

Evet, vergi inceleme raporunun tebliğinden sonra veya inceleme sürecinde tarhiyat öncesi/sonrası uzlaşma komisyonlarına başvurarak vergi cezalarında ciddi indirimler talep edilebilir.

Şirket ortağı şirkete borç verirse KDV doğar mı?

Ortağın şirkete borç vermesi (331 hesap), ortağın şahsi varlığını şirkete sunmasıdır. Eğer ortak bu işi meslek haline getirmemişse ve ticari bir organizasyon altında yapmıyorsa KDV doğmaz.

25 YILLIK TECRÜBEMİZLE MALİ HAKLARINIZI GÜVENCE ALTINA ALIN

Vergi hukuku, dinamik yapısı ve yoruma açık gri alanlarıyla şirketler için en büyük finansal risk merkezlerinden biridir. Şirket ortaklarının borçlanma süreçlerinde Katma Değer Vergisi ve Transfer Fiyatlandırması dengesini kurmak, sadece bir muhasebe işlemi değil, üst düzey bir hukuki mühendislik gerektirir.

Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, 25 yıllık köklü geçmişimiz, çeyrek asırlık duruşma ve vergi mahkemesi tecrübemizle, şirketlerinizin mali ve hukuki check-up süreçlerini yönetiyor, vergi incelemelerinde haklarınızı en üst düzeyde savunuyoruz. Hatalı tarhiyatlar karşısında reaksiyon göstermek yerine, proaktif yaklaşımla risklerinizi henüz doğmadan elimine etmek ve profesyonel randevu sürecimizi başlatmak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


Bu Makaleyi Paylaş




MAKALELER SIKÇA SORULAN SORULAR ETKİNLİKLER VİDEOLAR
cheap air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordans|cheap wholesale jordans|cheap wholesale nike