BANKA KEFİLLİĞİ NASIL İPTAL EDİLİR?
Banka kredilerinde veya ticari finansman sözleşmelerinde taraf olan bireysel veya kurumsal aktörler için kefalet, son derece ağır hukuki sonuçlar doğuran bir teminat türüdür. Uygulamada çoğu zaman bir dostluk, akrabalık ya da iş ortaklığı ilişkisinin gereği olarak atılan bir imza, ilerleyen süreçte kişilerin tüm mal varlığını tehdit eden bir icra baskısına dönüşebilmektedir. Banka kredilerinde kefalet imzasının bağlayıcılığı ve bu sorumluluktan hukuken kurtulma yolları, sözleşmenin kuruluşundaki geçerlilik unsurlarının denetimiyle doğrudan bağlantılıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), kefilin korunması amacıyla emredici nitelikte son derece katı şekil şartları ve geçerlilik kuralları öngörmüştür. Bankaların matbu olarak hazırladığı ve tüketicilere ya da basiretli tacirlere imzalattığı kredi sözleşmelerindeki usulsüzlükler, kanunun kefile tanıdığı emredici koruma kalkanları sayesinde kefaletin hükümsüz kılınmasına imkan tanımaktadır.
BANKA KEFİLLİĞİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Kefalet sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 581. maddesinde düzenlendiği üzere; kefilin, borçlunun alacaklıya karşı üstlendiği borcun eda edilmemesinin sonuçlarından şahsen sorumlu olmayı üstlendiği bir fer'i teminat sözleşmesidir. Banka kefilliklerinde banka "alacaklı", krediyi çeken gerçek veya tüzel kişi "asıl borçlu", krediye teminat veren üçüncü kişi ise "kefil" konumundadır.
Kefalet akdinin en temel özelliği fer'i (bağımlı) nitelikte olmasıdır. Yani kefilin sorumluluğu, asıl borcun varlığına, geçerliliğine ve kapsamına sıkı sıkıya bağlıdır. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse veya sona ermişse, kefalet de kendiliğinden sona erer.
Uygulamada bankalar, risklerini sıfırlamak adına kredi sözleşmelerine "Adi Kefalet" yerine çoğunlukla "Müteselsil Kefalet" hükümlerini koymaktadır. TBK m. 586 gereğince müteselsil kefalette banka; asıl borçluya başvurmadan veya borcun rehnini nakde çevirmeden, doğrudan doğruya kefil aleyhine takip başlatma veya dava açma yetkisine sahiptir. Bu durum kefil üzerindeki hukuki ve finansal baskıyı katlamaktadır. Ancak borcun niteliği ne olursa olsun, kanunun öngördüğü kurallara aykırı kurulan bir kefalet ilişkisi hukuk aleminde geçerlilik kazanamaz.
BANKA KEFİLLİĞİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI
Bir banka kefilliğinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi ve hukuki sonuç doğurabilmesi için kanun koyucu birtakım kurallar koymuştur. Bu şartlardan tek bir tanesinin dahi eksikliği, kefalet sözleşmesini kesin hükümsüz (bâtıl) hale getirir. Kredi sözleşmesine imza atılmış olması tek başına borcun kesinleştiği anlamına gelmez; bankaların matbu sözleşmelerinde emredici şekil kurallarına aykırılık bulunması halinde kefalet akdi baştan itibaren kesin hükümsüzdür.
EL YAZISI ŞARTININ İHLALİ VE KESİN HÜKÜMSÜZLÜK (TBK M. 583)
Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi, kefalet sözleşmesinin geçerliliğini son derece ağır bir nitelikli yazılı şekil şartına bağlamıştır. Maddenin açık emri uyarınca:
"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefil, sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısı ile belirtmek zorundadır."
Uygulamada banka personelinin işlemleri hızlandırmak adına şu hatalara düştüğü sıkça görülmektedir:
- Azami sorumluluk miktarının rakamla veya yazıyla banka memuru tarafından doldurulması, kefile sadece imza attırılması,
- Kefalet tarihinin sözleşmeye matbu (baskı) olarak basılması veya sonradan eklenmesi,
- "Müteselsil kefil oluyorum" ibaresinin matbu metinde yer alması ancak kefilin kendi el yazısıyla bu ifadeyi metne düşmemiş olması.
Söz konusu üç unsur (azami miktar, tarih, müteselsil sıfatı) kefilin kendi el yazısıyla yazılmamışsa sözleşme baştan itibaren geçersizdir. Bankanın bu eksikliği sonradan tamamlaması veya kefile ikrar ettirmesi hukuken mümkün değildir.
EŞ RIZASI ŞARTININ ARANMASI VE İSTİSNALARI (TBK M. 584)
2012 yılında yürürlüğe giren Borçlar Kanunu düzenlemesiyle aile birliğini koruma amacıyla kefalete "Eş Rızası" şartı getirilmiştir. TBK m. 584/1 uyarınca: Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir.
Eş Rızasının Zamanı ve Şekli
Eş rızasının en geç kefalet sözleşmesinin kurulduğu anda veya öncesinde alınmış olması gerekir. Sözleşme imzalandıktan sonra eşten alınan onay veya icazet sözleşmeyi geçerli kılmaz. Ayrıca eşin rızası da yazılı olmalı ve rıza metninde kefil olunacak azami miktar ile kredi türü açıkça gösterilmelidir.
Eş Rızası Aranmayan İstisnai Durumlar (TBK m. 584/2)
Ticari hayatın aksamaması adına kanun koyucu bazı kişileri eş rızası şartından muaf tutmuştur:
- Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticari şirketlerin ortak/yöneticileri tarafından işletme veya şirketle ilgili verilecek kefaletler,
- Esnaf ve Sanatkârlar Siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından mesleki faaliyetleriyle ilgili verilecek kefaletler,
- Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatifler aracılığıyla kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler.
Bu istisnalar dışında kalan tüm bireysel kredi kefilliklerinde veya üçüncü kişilerin ticari kredilerine verilen şahsi kefilliklerde eşin yazılı rızasının bulunmaması, kefalet akdini mutlak olarak sakatlar.
SÖZLEŞMEDEKİ AZAMİ MİKTAR VE KEFALET TARİHİ EKSİKLİĞİ
Kefalet hukukunun en temel ilkelerinden biri "Sınırsız Sorumluluk Yasağı"dır. Kefil, ne kadar büyük bir krediye kefil olursa olsun, kendi el yazısıyla belirttiği azami miktar ile sınırlı olarak sorumludur.
Banka sözleşmesinde azami miktar alanı boş bırakılmışsa, "Kredinin tamamından sorumluyum" gibi ucu açık ifadeler yazılmışsa ya da rakam karmaşık ve belirsiz bırakılmışsa kefalet sözleşmesi kurulmamış sayılır. Aynı şekilde kefalet tarihinin bulunmaması, kefilin ehliyet durumunun ve eş rızasının zaman bakımından denetlenmesini imkansız kılacağından sözleşmeyi geçersiz kılar.
BANKA KEFİLLİĞİNİ SONA ERDİREN VE İPTAL EDEN NEDENLER
Banka kefilliği sadece başlangıçtaki sakatlıklarla değil, sözleşmenin ifası sürecinde meydana gelen hukuki ve fiili gelişmelerle de sona erebilir.
Banka kefilliğinin sona erme nedenleri temel olarak 3 ana başlık altında toplanmaktadır:
- Kendiliğinden Sona Erme
- Asıl Borcun İfası: Asıl borçlunun borcu bankaya tamamen ödemesi durumu.
- İbra (Sözleşmenin Feshi): Bankanın borçluyu veya kefili borçtan ibra etmesi.
- Borcun Yenilenmesi (Tecdid): Bankanın kefilin onayı olmaksızın borçlu ile sözleşmeyi yenilemesi/yapılandırması.
- Kanun Gereği Sona Erme
- 10 Yıllık Sürenin Dolması: Kanun uyarınca kefaletin azami 10 yıl sürmesi ve süre sonunda kendiliğinden düşmesi.
- Çalışan Kefaletinde 3 Yıl: İşçilerin veya çalışanların verdiği kefaletlerin azami 3 yıl geçerli olması.
- Borçlu Şirket Birleşmesi: Borçlu şirketin birleşme veya yapısal değişiklikleri sonucu sorumluluğun sona ermesi.
- İradı / Hukuki İptal Yolları
- Bankanın Muvafakati: Bankanın kefili kefillikten çıkarmaya yazılı olarak onay vermesi.
- İkame Kefil Gösterilmesi: Mevcut kefilin yerine bankaca kabul edilecek yeni bir kefilin geçirilmesi.
- Şekil Şartı İptal Davası: El yazısı veya eş rızası gibi emredici kanuni şekil şartlarının eksikliği nedeniyle açılan dava ile kefaletin iptali.
ASIL BORCUN SONA ERMESİ VEYA İBRA EDİLMESİ
Kefaletin fer'i niteliğinin bir sonucu olarak, asıl borçlu borcu bankaya ödediğinde, banka borcu ibra ettiğinde veya borç takas gibi yollarla ortadan kalktığında kefilin de sorumluluğu anında biter. Asıl borcu sona erdiren her türlü hukuki sebep, kefilin borcunu da kendiliğinden sona erdirir.
BORCUN YENİLENMESİ (TECDİD) VE YAPILANDIRMA
Uygulamada bankaların en sık başvurduğu yöntemlerden biri, ödeme güçlüğüne düşen asıl borçlu ile kredi yapılandırma (yenileme) sözleşmesi yapmaktır.
TBK m. 592 ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca; banka, kefilin yazılı onayını almadan asıl borçlu ile kredi şartlarını değiştirir, faiz oranlarını artırır, borcu yeniler (tecdid eder) veya borçluya ek ödeme süreleri (konkordato/vade uzatımı) tanırsa, kefil bu yeni durumdan sorumlu tutulamaz. Bankanın kefilden habersiz borcu yapılandırması, kefilin riskini ağırlaştıracağı için eski kefaleti geçersiz kılar.
GERÇEK KİŞİLERDE 10 YILLIK KANUNİ AZAMİ SÜRE VE SONA ERME (TBK M. 598)
Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesi kefil lehine son derece önemli bir zaman sınırı getirmiştir:
"Hangi sebeple olursa olsun kefalet, kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer."
Sözleşmede kefaletin 15 yıl veya süresiz devam edeceği yönünde hükümler bulunsa dahi, bu hükümler emredici kanun maddesi karşısında geçersizdir. Kefalet imzasının atıldığı tarihten itibaren 10 yıl geçtiği anda kefalet ilişkisi kanun gereği kendiliğinden (ipso iure) hükümsüz kalır.
ÇALIŞAN KEFALETİNDE İPTAL VE ZAMAN SINIRLAMALARI
Bir işçinin, işverenin banka borçlarına veya ticari risklerine kefil olması durumunda kanun koyucu özel bir koruma öngörmüştür. Hizmet sözleşmelerinde işçinin işverene verdiği kefaletler, kural olarak işçinin özgür iradesini sakatlayabileceği varsayımıyla çok sıkı denetlenir. İşçinin, işverenin banka borçlarına kefil olması durumunda TBK m. 420 ve iş hukukunun zayıfı koruma ilkesi gereğince irade fesadı ve ekonomik bağımlılık denetimi yapılır. Hizmet ilişkisinin devamı sırasında işverenin üçüncü kişilere borcu için işçiden alınan kefaletler, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca ahlaka ve kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle hükümsüz kılınabilmektedir.
TİCARİ KREDİLERDE VE ŞİRKET KEFALETLERİNDE ÖZEL DURUMLAR
Ticari kredilerde şirket ortaklarının veya müdürlerinin şirketin banka borçlarına müteselsil kefil olmaları yaygın bir uygulamadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken kritik noktalar bulunmaktadır:
- Ortaklıktan Ayrılma Hali: Bir şirket ortağı veya müdürü, şirketin banka kredisinden dolayı müteselsil kefil olduktan sonra hissesini devredip şirketten ayrılsa bile, bankaya karşı kefalet sorumluluğu otomatik olarak sona ermez. Kefilliğin iptali için bankaya ihtarname çekilmesi, yeni ortağın ikame kefil olarak gösterilmesi veya bankanın muvafakati şarttır.
- Tüzel Kişi Kefaleti: Bir şirketin (A.Ş. veya Ltd. Şti.) başka bir şirkete veya kişiye banka nezdinde kefil olabilmesi için, şirket ana sözleşmesinde kefalet vermeye dair açık yetkinin bulunması ve temsilcilerin çift imza/yetki kurallarına tam uyması gerekir. Aksi halde tüzel kişinin kefaleti bağlayıcı olmaz.
BANKA KEFİLLİĞİNİ İPTAL ETTİRME ADIMLARI VE ADLİ SÜREÇ
Kefalet sözleşmesindeki geçerlilik engelleri veya kanuni sona erme sebepleri çerçevesinde başvurulması gereken yasal yollar şunlardır:
İHTARNAME İLE BANKAYA BAŞVURU VE MUVAFAKAT SÜRECİ
Kefilliğin iptali sürecindeki ilk resmi adım, noter kanalıyla banka genel müdürlüğüne ve ilgili şubesine Hukuki İhtarname keşide etmektir. İhtarname metninde:
- Kefalet sözleşmesindeki şekil eksiklikleri (el yazısı yokluğu, eş rızası eksikliği vb.),
- Kredinin yapılandırıldığı ancak kefil onayı alınmadığı,
- 10 yıllık azami sürenin dolduğu gibi hususlar hukuki temelleriyle ortaya konmalı ve kefalet kaydının sistemden silinmesi talep edilmelidir.
Bankalar genellikle risk birimlerinin katı tutumu nedeniyle resen iptal taleplerini reddetme eğilimindedir. Bu ihtarname; açılacak menfi tespit davası öncesinde alacaklı bankayı temerrüde düşürmek ve yargılama giderleri ile vekâlet ücreti yönünden haklılığı ispatlamak adına zorunlu bir usuli hazırlık işlemidir.
MENFİ TESPİT DAVASI VE İPTAL DAVASI SÜRECİ
Bankanın ihtara olumsuz yanıt vermesi veya icra takibi başlatması durumunda, görevli ve yetkili mahkemede Menfi Tespiti (Borçsuzluğun Tespiti) veya Kefalet Sözleşmesinin Hükümsüzlüğünün Tespiti Davası açılır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Tüketici Kredileri Kefaletinde: Görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Dava açılmadan önce tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tüketilmesi zorunludur.
- Ticari Kredilerin Kefaletinde: Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Ticari davalarda da zorunlu arabuluculuk dava şartıdır.
- Yetkili Mahkeme: HMK genel yetki kuralları uyarınca davalı bankanın merkezinin bulunduğu yer, sözleşmeyi imzalatan şubenin bulunduğu yer veya kefilin yerleşim yeri (ikametgâhı) mahkemesidir.
İhtiyati Tedbir Kararı Alınması
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında mahkeme, alacağın en az %15’i oranında bir teminat mukabilinde icra takibinin başlatılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verebilir (İİK m. 72/2). Ancak icra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davasında, mahkeme kararıyla dahi icra takibi durdurulamaz; yalnızca borçlunun teminat yatırması şartıyla icra veznesindeki paranın bankaya ödenmesinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilebilir (İİK m. 72/3). Bu tedbir, yargılama sürerken kefilin malvarlığının elden çıkmasını engeller.
YARGITAY İÇTİHATLARI IŞIĞINDA EŞ RIZASI VE ŞEKİL SAKATLIĞI MÜCADELESİ
Yüksek mahkeme kararları, banka kefilliklerinin iptali davalarında en güçlü dayanağımızı oluşturmaktadır. Yargıtay, emredici nitelikteki şekil şartlarına uyulmamasını mutlak bir iptal sebebi saymaktadır.
- El Yazısı İhlaline İlişkin Emsal Karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Esas: 2021/4210, Karar: 2022/1850 "TBK m. 583 uyarınca kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin ve müteselsil kefil ibaresinin kefilin kendi el yazısı ile yazılması emredici şekil şartıdır. Sözleşmede miktar ve tarihin matbu olarak yer aldığı, kefilin sadece imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bütünüyle el yazısı şartına uyulmadan kurulan kefalet akdi batıl olup, davacı kefilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken..."
- Eş Rızasının Zamanına İlişkin Emsal Karar
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi - Esas: 2019/1102, Karar: 2020/845 "TBK m. 584 gereğince eşin rızasının en geç kefalet sözleşmesinin imzalandığı anda mevcut olması şarttır. Kefalet tarihinden sonra alınan eş muvafakatnamesi geçersizdir. Davalı bankanın, eş rızası olmaksızın tesis ettiği kefalet sözleşmesine dayanarak davacı kefil hakkında icra takibi yapması hukuka aykırıdır..."
- Kredi Yapılandırması ve İbra İle İlgili Emsal Karar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas: 2018/19-305, Karar: 2021/512 "Asıl borçlu ile banka arasında kefilin bilgisi ve yazılı onayı dışında yapılan borç yenileme (tecdid) ve ek protokoller, kefilin sorumluluk miktarını ve riskini artıracak nitelikte ise kefil bu değişikliklerle bağlı tutulamaz. Eski sözleşmeye dayalı kefalet sorumluluğu sona erer."
UYGULAMADA VE DURUŞMALARDA EN SIK YAPILAN HATALAR
Kefalet ilişkisine dayalı icra takipleri ve dava süreçlerinde sıklıkla düşülen usuli hatalar şunlardır:
Yapılan Hata | Hukuki Sonucu / Doğrusu |
|---|---|
| İcra Takibine Süresinde İtiraz Etmemek | İcra dairesinden tebliğ edilen Örnek No: 7 (ilamsız takip) veya Örnek No: 10 (kambiyo senetlerine mahsus takip) ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir. Haklı olsanız dahi haciz baskısıyla karşılaşırsınız (Menfi tespit davası açılması gerekir). |
| Sözleşmeyi İncelemeden "Ben İmzaladım" Kabulü | Sözleşmede el yazısı veya eş rızası eksikliği olup olmadığı bir uzman avukatça incelenmeden borç kabul edilmemelidir. Şekil eksikliği kamu düzenindendir. |
| Şifahi (Sözlü) İptal Sözlerine Güvenmek | Banka şube müdürünün "Seni kefillikten çıkaracağız, yeni kefil bulduk" şeklindeki sözlü beyanları hukuken geçersizdir. İptal yazılı ve resmi muvafakatname ile yapılmalıdır. |
| Arabuluculuk Sürecini Atlama | Tüketici veya Ticaret Mahkemelerinde açılacak menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurmadan dava açılması durumunda dava "dava şartı yokluğu" nedeniyle usulden reddedilir. |
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
1. Banka kefilliğinden tek taraflı olarak caymak veya imzamı çekmek mümkün müdür?
Cevap: Kefalet sözleşmesi çift taraflı bir hukuki işlem olduğundan, sözleşme usulüne uygun kurulmuşsa tek taraflı olarak "Ben kefillikten çekiliyorum" demek mümkün değildir. Ancak sözleşmede emredici şekil eksikliği varsa (el yazısı, eş rızası yoksa) veya banka muvafakati/ikame kefil sağlandıysa kefillik sona erdirilebilir.
2. Eşimden habersiz bir banka kredisine kefil oldum, ne yapmalıyım?
Cevap: Eğer ticari işletme sahibi/şirket ortağı değilseniz ve kefaletiniz bireysel/üçüncü kişi kredisine ilişkinse, eşinizin yazılı rızası olmadığı için kefaletiniz TBK m. 584 gereğince geçersizdir. Bankaya ihtarname çekerek davanızı açabilir ve kefaletin hükümsüzlüğünü tespit ettirebilirsiniz.
3. Asıl borçlu borcunu ödemezse banka doğrudan benim maaşıma veya evime haciz koyabilir mi?
Cevap: İmzaladığınız sözleşme "Müteselsil Kefalet" ise banka asıl borçluya gitmeden veya onunla aynı anda doğrudan sizin hakkınızda icra takibi başlatabilir, mallarınıza haciz koydurabilir. Adi kefalette ise önce asıl borçluya başvurulması zorunludur.
4. Borçlu borcunu yapılandırdı, ben halen kefil miyim?
Cevap: Banka, borcu yapılandırırken veya vadeyi uzatırken sizin yazılı rızanızı almadıysa, kefalet riskiniz ağırlaştığı için yapılandırılan yeni borçtan sorumlu tutulamazsınız.
5. Maaş bordrosuna atılan kefil imzası geçerli midir?
Cevap: Kefalet sözleşmesi ayrı bir sözleşme olarak veya kredi sözleşmesinin içinde TBK m. 583'teki el yazısı şartlarına uygun düzenlenmelidir. Sadece bir maaş bordrosunun altına atılan veya matbu bir kağıda atılan imza tek başına geçerli bir kefalet doğurmaz.
6. Şirket ortaklığından ayrıldım, şirketin banka kredisindeki kefilliğim biter mi?
Cevap: Hisselerinizi devretmiş olmanız bankadaki kefaletinizi otomatik olarak bitirmez. Şirketin yeni ortaklarının ikame kefil gösterilmesi ve bankanın yazılı muvafakat vererek sizi ibra etmesi gerekmektedir.
7. Banka kefilliği iptal davası ne kadar sürer?
Cevap: Arabuluculuk aşaması yaklaşık 3-4 hafta sürmektedir. Dava aşaması ise mahkemelerin iş yüküne ve bilirkişi inceleme sürelerine bağlı olarak ilk derece mahkemesinde ortalama 8 ila 14 ay arasında tamamlanmaktadır.
ÖZET
Banka kefilliği iptali; Türk Borçlar Kanunu m. 583 ve 584 uyarınca kefil olunan azami miktarın, tarihin ve müteselsil sıfatının kefilin kendi el yazısı ile yazılmaması, evli bireylerde eş rızasının bulunmaması veya 10 yıllık kanuni azami sürenin dolması hallerinde mümkündür. Sakat kurulan kefaletler mutlak olarak geçersiz olup, arabuluculuk ve Menfi Tespit Davası yoluyla mahkemece iptal ettirilebilir.
PROFESYONEL HUKUKİ DESTEK
Banka kefilliği, finansal özgürlüğünüzü ve geleceğinizi doğrudan tehdit eden, ihmale gelmeyecek derecede ciddi ve teknik bir hukuki süreçtir. Bankaların uzman hukuk departmanlarına karşı bireysel ve hatalı adımlar atmak, telafisi imkansız hak kayıplarına ve icra baskılarına yol açabilir.
Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, 25 yıllık köklü tecrübemiz, finansal hukuk uzmanlığımız ve dinamik kadromuzla; kredi sözleşmelerinizin detaylı incelemesini yapıyor, usulsüz kefalet sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespiti ve haksız icra takiplerinin iptali amacıyla mevzuata uygun yasal yolları yürütmekteyiz.
Banka kefilliği nedeniyle karşı karşıya kaldığınız riskleri analiz etmek ve haklarınızı korumak üzere profesyonel danışmanlık almak için büromuzla iletişime geçerek randevunuzu oluşturabilirsiniz.
